Bugün İstanbul'a kış geri geldi. Kapalı, sevimsiz, ve soğuk bir gün. Benim de belim tutulmuş durumda, yani benim de havam kötü.
Takip ettiğim bloglardan biri ( " mutfak penceremden") dışarıda yapılan pazar kahvaltılarından bahsetmiş. Çok hoşuma gitti yazısı. Gerçekten İstanbul'da olanlar için dışarıda pazar kahvaltısına gitmek büyük olay. Öyle sabah kalkıp ta
"hadi bu pazar dışarı gidelim kahvaltı için" diye bir şey deme lüksünüz yok. Önceden rezervasyon şart. Sonra da sabah erken kalkıp gitmek gerekiyor ki zamanında orada olasınız. Malum trafik!!!
Bu nedenle de pazar sabahı pek dışarı çıkmak keyifli gelmiyor. Bir sitede oturuyoruz. Onun kafesine de inilebilir. Ancak ona da rezervasyonsuz inmek mümkün değil!!
Değil kahvaltı, ya da brunch, öğle yemeği isteseniz, ya da öğleden sonra çay saati için bile sırasında dışarıda yer bulmak bir sorun. Brunch malum saat 2'lere kadar devam ediyor. Ama servis bitse de oturmak serbest. Bu nedenle de kafelere öğle saatinde de gidilemiyor. Hatta rezervasyon da yaptırılamıyor.
"Her yer dolu brunch sonrası müşteriler ne zaman kalkar bilemeyiz" deyip ileri saatlere bile rezervasyon yapmak istemeyen yerler oluyor. Bence de en güzeli evde güzel bir şeyler hazırlayıp sakin kahvaltının tadını çıkarmak. Ya da tedbirli davranıp önceden pazar kahvaltı yerinizi seçip rezervasyon yapmak.
Kısacası bugün hava kötü, benim de havam kötü. Bir şey de yapamıyorum!
Bu akşam Borusan konserimiz var. O saate kadar belimi biraz düzeltmem gerek. Mutlaka gideceğim!!!!!
Depresif durumdan çıkmak için Göztepe parkından bir görüntü........