30 Mayıs 2013 Perşembe

Göztepe Parkı.....


İnsanların yürüyüş yapabileceği, oturup kitap okuyabileceği, ya da sadece dinlenmek ve etrafı seyretmek için oturup vakit geçirebileceği çok güzel bir park.  Çocuklar için de çok güzel oyun alanları yapılmış.  İşte birkaç resim.  Neden böyle olamasın ki Taksimdeki Gezi Parkı da?





Çay Saati


Çay çok seven bir aile olarak çay saati gelince muhakkak içmemiz gerekiyor.  Ama bu ara pek bir şeyler yapamıyorum çay yanında atıştırmak için.  Belim daha tam düzelmedi.  Gerçi geçen güne oranla çooook daha iyiyim ama kalkıp bir şey yapamıyorum.  Eşim çayı koydu, ama yanında ne yesek diye düşünürken birden aklıma bir süre önce yapıp dondurmuş olduğum peynirli poğaçalar geldi.  Hemen deepfreeze'den çıkardım ve fırına attım.  Sadece üzerine yumurta sarısı sürmek yetti. Artık çay hazırlığımız tamam.

 İşte poğaçalarım. 

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Taksim Gezi Parkı, Park Olarak Kalsın



Bu güzellikler yok olmasın istiyorum 

                                          

Geleceğin Otobüsleri

İnternette gezinirken gelecekte bizi nasıl taşıtlar bekliyor diye bakıyordum ki ilginç otobüs tasarımları gördüm.
İşte birkaç örnek.  Bu aslında alıştığımız otobüs havasında, ama oldukça şık bir görünümü var.


Bu oldukça sıra dışı...

Bu otobüsün dizaynı bana taş devri çizgi filmini hatırlattı nedense. 


Ama en değişiği de bu bence.


Yürüyen bir tünel gibi.  Ben araç kullanırken bunun üzerimden geçmesini pek istemezdim doğrusu.  Ama otobüsün içinde yolculuk çok keyifli olur herhalde.  Bir tehlike anında acil çıkış kapıları da düşünülmüş tabi. Uçak tahliyesi gibi kapılar açılıp kızak gibi kayarak çıkıyorsunuz araçtan.  

Siz hangisine binmek isterdiniz?






26 Mayıs 2013 Pazar

Kolay Kek Tarifi...

İyi pazarlar.  Sabah kalkınca bir süredir pazar keki yapmadığımı düşündüm.  Son günlerde belim biraz tutuk olduğu için pek rahat hareket edemiyorum.  Sabah uyandığımda önce her şey yolunda gibi geldi ama biraz hareket edince pek de öyle olmadığını gördüm.  Ama bir kere kek yapma fikri kafamda olunca onu uzaklaştırmak mümkün olamadı.  Ben de en sade keki yapayım dedim.  Ama yine de borcamı ve diğer malzemeleri dolaptan çıkartmak biraz zor geldi.  Bunu da kolaylaştırmak için eşim eksik olmasın devreye girdi.  Bütün malzemeler elimin altına dizildi. İşi bitenler hemen ortadan kaldırıldı.  Kısacası çoook kolay bir kek yaptım.


Malzemeler:

6 yumurta (1 tam yumurta, 5 yumurtanın sadece akı).
14 yemek kaşığı toz şeker (fazla tepeleme değil)
bir paket vanilya
14 yemek kaşığı un (yarısı beyaz yarısı tam buğday unu)
yarım paket kabartma tozu
2-3 yemek kaşığı zeytin yağ
2 yemek kaşığı yoğurt

Yapılışı:

Yumurta şeker ve vanilyayı çırpın.  Çok fazla çırpmaya gerek yok, karışıncaya kadar yeter.  Un ve kabartma tozunu ekleyip karıştırın.  En sonda zeytin yağ ve yoğurdu da ekleyip kısaca karıştırıp yağlanmış borcama dökün.  Daha önceden 170 dereceye ısıtılmış fırında 30-32 dakika pişirin.

Afiyet olsun.


Trabzon ekmeği

Yıllardır hep evde ekmek yapmayı adet edindim.  Her markete gidişimde ekmek unu kutularımı yüklenip eve geliyorum.  Elimin altında hazır bulunsun da ekmeksiz kalmayayım diye.  Genelde ruşeym katkılı ve tam buğday unu karışımı yapıyorum.  Yarı yarıya karıştırmak güzel sonuç veriyor.  Bir keresinde markette tam buğday unu kalmamıştı, ben de yulaf unu almıştım.  Bunu da ruşeymli un ile yarı yarıya karıştırıp kullandım.  Çok güzel bir ekmek oldu.

Dün markete uğradığımda yine un almak istedim.  Çok mutlu oldum, Söke un değişik 3 çeşit daha çıkartmış.  Trabzon ekmeği, Alaşehir Ekmeği ve Akdeniz ekmeği.  Ben önce Trabzon aldım.  Ama bunu karıştırmadan sadece Trabzon ekmeği olarak yapmak istiyorum.  Akşam yapmayı düşünüyorum.
Herkese iyi pazarlar.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Bugün Kurabiye Yapıyorum...

Geçen gün takipte olduğum bloglardan biri olan Selda'nın Mutfak Defteri'nde minik susamlı kurabiyeler tarifi vardı.  O gün yapmaya karar verdim.  Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ve o gün yapamadım.  Bugün yapmaya kararlıyım.



Malzemeler:
60 gr tereyağ (yumuşamış olacak)(ben tereyağı 20 gr kadar koyup 2 kaşık yoğurt ekledim)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta sarısı (akı üstüne)
1 kahve fincanı toz şeker
1 çay kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un

Üzeri için:
Susam (ben susam yerine kırılmış ceviz ve bir kısmına da esmer şeker kullandım)
Yumurta akı

Yapılışı:

Önce yağları ve yumurta sarısını karıştırıp sonra diğer kuru malzemeleri karıştırıp bir hamur elde edin.  Bundan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayıp önce yumurta akına sonra da susam, ceviz, şeker gibi bir süse batırıp yağlı kağıt kaplanmış fırın tepsisine dizin.  Daha önceden 180 derecede ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin (yaklaşık 25 dakika).

Afiyet olsun.










22 Mayıs 2013 Çarşamba

Suyun Keyifli Hali


Su içmek tabi ki sağlık için çok önemli.  Yazın bu ihtiyaç daha da artıyor.  Bugün sabah beri dışarılarda işimiz vardı.  Hava da birden ısındı malum.  Şimdi de mevsim normallerinin üzerinde.





Biraz yorulmuş bir durumda eve gelince yazlık suyumu hazırlamak istedim.  Genelde limon dilimleri ve nane dalları koyuyordum.  Bu sefer evde maydanoz olduğu için limon, maydanoz ve bir kaç dilim de salatalık koydum. İçmesi çok keyifli oldu.  Bundan sonra salatalık da koyabilirim.



20 Mayıs 2013 Pazartesi

Fırında Hindi Kuşbaşı

Bugün markette güzel kuşbaşı hindi göğüs vardı. Hemen aldım.  Ben bunu fırında torbada pişirmeyi seviyorum.  Hem çok kolay hem de çok lezzetli oluyor.  Hem de en önemlisi ortalık fazla kirlenmiyor.

Malzemeler:

Bir paket hindi göğüs kuşbaşı
bir orta boy soğan
2-3 dal taze biberiye
5-6 dal maydanoz
bir yemek kaşığı domates salçası
bir yemek kaşığı biber salçası
tuz,
karabiber
1-2 yemek kaşığı zeytin yağ


Yapılışı:

Hindiyi önce yıkayıp iyice süzülmeye bırakın.  O sırada soğanı ortadan kesip ince halka şeklinde doğrayın.  Maydanozları ince kıyın.  Biberiyeleri saplarından ayırın.  Diğer malzemeler ve baharatları karıştırıp, süzülen etlerin üzerine koyup iyice karıştırın ve torbaya koyun.  Torbanın ağzını etlerin bir miktar üzerinden iyice bir iple bağlayın ve torbayı bir borcamın içine yerleştirin. Tabi torbaya iğne ile 3-5 delik açmayı unutmayın.  Bu şekilde buzdolabında biraz marine olması için bekletin.  Pişireceğiniz zaman fırını daha önceden 180 dereceye ısıtın.  Yemeği fırına koyduktan sonra 200 dereceye çıkartın ve yaklaşık 30-35 dakika pişirin.


Fırından çıkartınca torbayı kesip içinden yemeği servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.






Yeni Bir Kitaba Başladım


Elimdeki kitap bitince yeni ne okusam diye aranmaya başladım.  Birkaç gündür önünden geçtiğim kitapçılarda bakınır oldum kitaplara.
Sonuçta dün D&R'da bu kitabı buldum.


İstanbul'dan Montréal'e  diye bir kitap.  Byron Ayanoğlu yazarı.  Kitabın arkasında yazar hakkında bilgiler var.  O da ilgimi çekti.  1946 yılında İstanbu'da doğmuş.  İstiridye Üstü Girit adlı kitabın yazarı. Bu kitap Türkiye İş Bankası tarafından yayınlanmış ve 2003 yılında Gourmand Cookbook En İyi Akdeniz Kitabı Ödülü kazanmış.

Yine kitabın arkasından edindiğim bilgiye göre 6-7 Eylül olayları dönemini de içeren bir kitap.  O dönemde ben küçük bir çocuktum, olayları hayal meyal hatırlıyorum.  Ama o tarihten kalma bir anım var, bir başka yazımda anlatacağım.  Dün yürüyüş sonrası aldığım bu kitaba eve gelir gelmez başladım.  Daha başlangıcından güzel bir kitap izlenimi verdi.









Bağdat Caddesinde 19 Mayıs Coşkusu

Çok güzel bir yürüyüş oldu.  Eşimle birlikte önce sahilde biraz yürüyüş yaptık.  Sonra Bağdat Caddesindeki coşkuya katıldık.  İşte oradan birkaç görüntü.




Suadiyeden Göztepe parkına kadar devam eden yürüyüş çok keyifli geçti. Darısı bir sonraki senenin başına.

19 Mayıs 2013 Pazar

Kuru Cacık



Genellikle cacığı kuru cacık olarak yapıyorum.

Bunun için malzemeler:

1-2 salatalık (küp doğranmış)
5-6 dal maydanoz (ince doğranmış)
5-6 dal dereotu (ince doğranmış)
1 tatlı kaşığı kuru Fesleğen
Karabiber
Tuz
Kırmızı pul biber  (isteğe bağlı)
1 tatlı kaşığı sumak
3-4 yemek kaşığı yoğurt
bir yemek kaşığı zeytin yağ

Bütün malzemeleri karıştırın.  Üzerini dereotu ya da maydanoz ile süsleyip servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.








19 Mayıs Kutlu Olsun




19 Mayıs Atatürkü Anma , Spor ve Gençlik Bayramımız kutlu olsun.  Nice 19 Mayıslara..........








18 Mayıs 2013 Cumartesi

Hafif Bir Akşam Yemeği

Bu akşam yemek yemek için biraz geç kaldık.  Bir de maçlar vardı malum.  Biz ailecek futbol maçı seyretmeye meraklıyızdır.  Bazen bunalsam da maçlardan yine de tuttuğumuz takımların maçları ve milli maçlar kaçmaz.  Ama sağ olsun eşim bizimle hiç alakası olmayan Avrupa takımlarını da izlemeyi pek sever. Kızımla ben o zaman biraz isyan ederiz. Neyse sonuçta orta yol bulunur.

Bu akşam da hem evde hem dışarıda işlerimiz olduğundan eve epey geç geldik ve maç izlemeye koyulduk. Kupa filan derken çok geç olunca akşam yemeği yerine yoğurtlu meyve yemeyi tercih ettik.



Elma, kiwi, muz küp doğrayıp, birkaç fındık birkaç badem ilave edip üzerine iki kaşık yoğurt ekledikten sonra biraz da tarçın serpince hafif ve besleyici akşam yemeği oluverdi.  Bazen biraz da yulaf ezmesi, küçük kesilmiş kuru kayısı da katıyorum, ama bu sefer geç olduğundan bunları artık eklemedim.


Özellikle yazın öğle yemeği yerine iyi gidiyor.  Tabi istenilen değişik meyvelerle, özellikle çilek ya da mürdüm pek hoş oluyor.
Öneririm.

Afiyet olsun....


Yaza Hazırlık



(Güzel bir günde sahilde yürürken çekilmiş bir resim...Konumuzla bir alakası yok!)

Bugün dolapları yaz için hazırlamaya kararlıyım.  Hava bir türlü toparlanamadığı için kışlıklar ve bir miktar yazlıklar bir arada geçinip gidiyorlar.  Ama tabi ortalık pek karışık oluyor.  Bir de tabi yok edilmesi gerekenler var.  Bazen insan kolay vazgeçemiyor elindeki eşyalarından ya da kıyafetlerinden.  Ben de uzun süre vazgeçemeyip sonra bir gün gözünü karartanlardanım.  

Bazen dolaplarımı hafifletmek için açıyorum.  Ama bir türlü vazgeçemiyorum nedense. Bunun rengi güzel, bunun kumaşı vs. derken bir de bakıyorum dolap eşya dolmuş.  Ama insan hani takılır ya bazı kıyafetlere, ben de bir süre sonra bakıyorum yine hiç elim değmemiş o vazgeçemediklerime.  

Ama bugün kararlı bir günümdeyim.  Aslında hep denir ya bir sene elini sürmediğin kıyafeti hemen çıkart dolaptan diye.  Benim kaç sene el sürmediklerim var!! Bir zamanlar biraz daha kiloluydum.  O nedenle zaten kıyafetler de uymuyor.  Tadilat yaptırırım diye tutmuştum bazı ceketlerimi.  Birkaç yıl önce bir kışlık ceketi terziye verip biraz beden küçülttürdüm.  Yeni bir ceket alacak kadar da para verdikten sonra yine giymeden duruyor dolapta!!! Böyle olunca da kendime kızıyorum.  

Ben dolap boşaltmaya gidiyorum artık, hadi hayırlısı....

14 Mayıs 2013 Salı

Elmalı Tarçınlı Börek!


Elma ve tarçın birlikteliğini çok severim. Herhalde sevmeyen de yoktur. Ceviz de eşlik ederse daha da güzel olur tabi.  Dün böyle elmalı tarçınlı bir şeyler yapmak istedim. 

Hamur ile de uğraşmak istemediğimden dün 2 adet yufka alıp eve geldim.  Ama dün akşam yapamadım. 

Niyetim tek tek börek gibi sarmaktı.  Ama tembellik başa bela, akşam işten eve gelince canım bir şey yapmak istemedi.  Ama tatlı bir şey yapma arzusu tembelliğimi yendi ve yapmaya karar verdim.  Ancak akşamın bu saatinde kim saracak onları tek tek.  Ben de börek yapar gibi bütün yayıp elmaları börek içi gibi koydum.  İşte sonuç.  



















Biz çok beğendik.  Çok da kolay oldu.  İşte tarifi:

Malzemeler:

2 adet yufka
2 elma
bir tatlı kaşığı tarçın,
4 tatlı kaşığı toz şeker ( esmer şeker de kullanılabilir)
bir küçük kutu süt (ben light süt kullanıyorum).
2-3 yemek kaşığı zeytin yağ (tabi zeytin yağ yerine erimiş tereyağ da kullanılabilir)
Bir çay bardağı çekilmiş ceviz .

Yapılışı:

Önce elmaları soyup ortadan ikiye ayırın , çekirdek kısmını çıkardıktan sonra ince dilimler halinde kesin.  Bir küçük kasede toz şeker,çekilmiş ceviz ve tarçını karıştırın.  Başka bir kasede de zeytin yağ ve sütü karıştırıp hazırlayın.  
Ben yuvarlak borcam kullandım.  Önce kabın içini yağladıktan sonra börek yapar gibi yufkaları parçalara ayırıp kat, kat koyun.  Her kata yağlı süt karışımı gezdirin.  Birkaç katı böyle koyduktan sonra elma dilimlerinin yarısını bir kat dizin, üzerine tarçınlı şekerden serpin.  Bir iki kat daha yufka koyup tekrar elmaları dizip tarçınlı şeker serpin.Üzerine tekrar yufkaları yağlı süt ile ıslatarak koyun. En üste düzgün bir yufka parçası koyup üzerine kalan sütü sürün.  Daha önceden ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin.  Fırından alıp biraz ılındıktan sonra üzerine pudra şekeri serpin. 



Afiyet olsun.









13 Mayıs 2013 Pazartesi

Cemile Sultan Korusu

Anneler günü nedeni ile bugün eşim ve kızım ile birlikte Kandilli'deki Cemile Sultan Korusuna gittik.  Oradan Boğaz manzarasını seyretmek çok keyifli oluyor.


Tam karşıda Bebek Koyu.


En tepede çocuklar için etkinlikler ve yarışmalar düzenlenmişti. Bu da bir çok güzel uçurtmadan biri.




Daha yukarı doğru tepeye çıkınca oradan Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü görebiliyorsunuz.



Hava da çok güzeldi.  Kısacası güzel bir gün geçirdik.

Cemile Sultan ve Korunun tarihçesine gelince:
Abdülmecid'in kızlarından biri olan Cemile Sultan 1843 - 1914 yılları arasında yaşamıştır.

II. Abdülhamit 1876 yılında tahta çıktığında Kandilli’de iskele yanındaki Sahil Sarayını kardeşi Cemile Sultan adına yirmi beş bin altına satın alınmıştır.
Cemile Sultan, 1858'de, Mahmut Celalettin Paşa ile evlenmiş, 1884 yılında Kandilli ‘de ki Sahil Sarayı’nı oğlu Celalettin Bey'e bırakmış, 10 Şubat 1914'de vefat etmiştir.         

Sahil Sarayı'nın üst tarafında bulunan Cemile Sultan Korusu içerisinde "Orta Köşk" ve "Cici Bey Köşkü" adlarında iki köşk olduğu bilinmektedir.
Sahil Sarayı, 1914 yılında verginin ağırlığı nedeniyle yıkılmıştır.1918' de I. Dünya Savaşının sona ermesinden sonra Yunanlı bir armatör olan Likardopulos, Cemile Sultan Sahil Sarayı ile arkasındaki 99.5 dönümlük Koruyu satın almış, 1944 yılında ise film yapımcısı Cemil Filmer'e satmıştır.
Köşk, 29 Ekim 1952'de Cumhuriyet Bayramı gecesinde, bir elektrik Kontağı nedeniyle yanmıştır. Cemil Filmer, Koruyu Türkiye Odalar Borsalar ve Birlik Personeli Sigorta ve Emekli Sandığı’na satmıştır.
İstanbul Ticaret Odası Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı, Cemile Sultan Korusu’nu kiralayarak yüzlerce ağacı kurtarmış, 2000'e yakın yeni ağaç dikerek Korunun dokusunu yenilemiştir.

Ticaret Odasına teşekkürler doğayı koruduğu için.  Yoksa burası da beton yığınına dönebilirdi!


12 Mayıs 2013 Pazar

11 Mayıs 2013 Cumartesi

YORUMSUZ

Çok üzgünüm.  Reyhanlı'ya hiç gitmedim.  Orada bir tanıdığım da yok.  Ama olanlar beni çok fazla üzdü.  Kalbim onlarla birlikte.  Eşimle birlikte dışarıda işimiz vardı.  Evden çıkarken olayı öğrendim, o zaman 4 kayıp vardı.  Bir bile olsa çok üzücüyken, eve dönüş yolunda radyoda 41 kayıp olduğunu öğrendik.  Onların acısını içimde yaşarken bir üçüncü patlama oldu.......

Bu olayların meydana gelmesine, bu güzel vatandaşlarımın ölümüne ve acı çekmesine neden olan, yakından ya da uzaktan  ilgisi olan herkesi KINIYORUM.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Pazar Kahvaltısı

Bugün İstanbul'a kış geri geldi.  Kapalı, sevimsiz, ve soğuk bir gün.  Benim de belim tutulmuş durumda, yani benim de havam kötü.


Takip ettiğim bloglardan biri ( " mutfak penceremden") dışarıda yapılan pazar kahvaltılarından bahsetmiş.  Çok hoşuma gitti yazısı.  Gerçekten İstanbul'da olanlar için dışarıda pazar kahvaltısına gitmek büyük olay.  Öyle sabah kalkıp ta "hadi bu pazar dışarı gidelim kahvaltı için" diye bir şey deme lüksünüz yok. Önceden rezervasyon şart.  Sonra da sabah erken kalkıp gitmek gerekiyor ki zamanında orada olasınız.  Malum trafik!!!

Bu nedenle de pazar sabahı pek dışarı çıkmak keyifli gelmiyor.  Bir sitede oturuyoruz.  Onun kafesine de inilebilir.  Ancak ona da rezervasyonsuz inmek mümkün değil!!

Değil kahvaltı, ya da brunch, öğle yemeği isteseniz, ya da öğleden sonra çay saati için bile sırasında dışarıda yer bulmak bir sorun.  Brunch malum saat 2'lere kadar devam ediyor.  Ama servis bitse de oturmak serbest.  Bu nedenle de kafelere öğle saatinde de gidilemiyor.  Hatta rezervasyon da yaptırılamıyor. "Her yer dolu brunch sonrası müşteriler ne zaman kalkar bilemeyiz" deyip ileri saatlere bile rezervasyon yapmak istemeyen yerler oluyor.  Bence de en güzeli evde güzel bir şeyler hazırlayıp sakin kahvaltının tadını çıkarmak.   Ya da tedbirli davranıp önceden pazar kahvaltı yerinizi seçip rezervasyon yapmak.

Kısacası bugün hava kötü, benim de havam kötü.  Bir şey de  yapamıyorum!
Bu akşam Borusan konserimiz var.  O saate kadar belimi biraz düzeltmem gerek.  Mutlaka gideceğim!!!!!


Depresif durumdan çıkmak için Göztepe parkından bir görüntü........


8 Mayıs 2013 Çarşamba

Mutlu Son, Orkidem Açtı....

Bir buçuk senedir açması için sabırla beklediğim orkide nihayet açtı!  Paylaşmak istedim.

Orkideniz varsa cam önünde bol güneş ve ışıklı bir yere koyun derim.


7 Mayıs 2013 Salı

Salçalı Tavuk Köftesi

Beyaz et olarak bizde tavuk göğüs çok tüketilir.  Bu durumda sürekli değişik çeşit yapmak gerekiyor.  Bu sefer tavuk köftesi yaptım.  Yanında da patlıcanlı pilavla çok iyi gitti.  Yapılışı da çok kolay.


Malzemeler:

tavuk göğüs (derisiz, ben iki adet göğüsten yaptım.  Yaklaşık 15 -16 köfte oluyor).
bir orta boy kuru soğan
bir dilim ekmek
bir çay bardağı galeta unu
2-3 yemek kaşığı zeytin yağ
bir yumurta
karabiber
tuz
kırmızı pul biber

Hepsini birlikte robotta çekin.  Köfteleri yapın.

Yapılışı:

Bir tencereye zeytin yağ, bir büyük kaşık salça koyun.  Bir adet çarliston biberi küçük doğrayın, bunu da tencereye ilave edip biraz çevirin sonra üzerine su ilave edip kaynamaya başlayınca köfteleri içine atın. Pişmeye bırakın.  Ben düdüklü kullanıyorum.  Yaklaşık 15 dakikada pişiyor.

Üzerine isterseniz ince kıyılmış maydanoz da serpebilirsiniz.

Afiyet olsun.











6 Mayıs 2013 Pazartesi

Çilekli İrmik Tatlısı

Sütlü irmik tatlısını sevmeyen yoktur bence.  Ben de daha önce yazmıştım tarifini. Bazen irmik ayarı tutmayınca ya çok katı ya da çok sulu oluyor.  Sonuçta 100 ml süt için 1 yemek kaşığı irmik hesabını buldum. Miktarı istediğiniz kadar arttırabilirsiniz.  Ben genelde 500 ml'lik süt ile yapıyorum, yani 5 yemek  kaşığı irmik koyuyorum.  Şeker de 4 veya 5 tatlı kaşığı bizim için yetiyor.  İsteyen daha fazla da koyabilir. Bir paket de vanilya ilavesi ile tatlıyı pişiriyorsunuz.



Daha önceden yaklaşık 20-25 adet çileği az miktarda pudra şekeri ile robotta iyice püre haline getirin.  Tatlı kaynamaya başladığında çilek püresini de ilave edip bir taşım daha kaynattıktan sonra kalıba dökün.  Bir gece buz dolabında beklerse daha iyi oluyor.  En az 5-6 saat beklemeli. Yanına bir top dondurma da iyi gider.

Afiyet olsun.










Patlıcanlı Pilav

Sabah enginarlı pilav tarifi okumuştum ve hemen bugün enginarlı pilav yapmaya karar vermiştim.  Ancak sokağa çıktım,  markete girdim,  sokak enginarcılarının önünden de geçtim ama almayı unutuvermişim.  Bu durumda enginara niyet patlıcana kısmet oldu.  Evde patlıcan olduğundan patlıcanlı pilav yapmaya karar verdim.


Malzemeler:

bir adet patlıcan, küçük küp doğranmış.
2 bardak pirinç
tuz
karabiber
zeytin yağ
su

Yapılışı:

Önce bir tavada çok az miktarda zeytin yağ ile küp doğranan patlıcanları hafif kızartın.  Tuz ve karabiber ekleyin.  Pilav suyunu hazırlayın, kaynamaya başladığında pirinci ve patlıcanları suya ilave edip karıştırın ve altını kısarak pişmeye bırakın.  Pilav pişince karıştırıp üzerine kağıt havlu koyup kapağını kapatarak demlenmeye bırakın.
Tavuk köftesine eşlik eden pilavım hazır.  Tavuk köftesi de bir sonraki yazıda.

Afiyet olsun.












5 Mayıs 2013 Pazar

Sebze Buketi

Yaz sebzeleri başlayınca bizde de ızgara ya da fırında sebze buketi tüketimi artıyor.  Kızartma pek yapmıyorum.  Tavuk ya da balığın yanına sebze buketi ile güzel bir öğün oluyor.

Malzemeler:

bir adet kabak
bir adet patlıcan
bir orta boy kuru soğan
bir küçük havuç
tuz-karabiber
1 yemek kaşığı zeytin yağ
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı kuru fesleğen
kırmızı pul biber.



Yapılışı:

Patlıcanı alacalı soyup küp doğrayın.  Kabağı soyup küp doğrayın. Kuru soğanı iri küp şeklinde doğradıktan sonra baharatları ve yağı ekleyip iyice karıştırın. Tavada kısık ateşte arada karıştırarak pişmeye bırakın.  Bu arada havucu ayıkladıktan sonra, havuç soyucu ile ince şeritler çıkartın.  Sebzeler yumuşamaya başlayınca havuç şeritlerini ekleyin.  Bir süre de öyle pişirdikten sonra tavanın altını kapatın.  Biraz daha fazla tutup kızarmasını da sağlayabilirsiniz.

Aslında biraz vakit varsa bu karışımı çiğ olarak borcama koyup önceden ısıtılmış fırında, fırının ızgarasını yakarak 15-20 dakika kadar pişiriyorum.  Bu şekilde biraz daha kızarıyorlar.  Acele olunca tavada tercih ediyorum.

Sıcakken üzerine kaşar peyniri rendeleyerek de servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.









4 Mayıs 2013 Cumartesi

Zülfü Livaneli'nin Yeni Kitabı

Daha önce okuduğum Canan Tan'ın Hasret Kitabı bitti.  Kahramanımıza zaman zaman kızdım, bazen onu anlayabildim.  Hayat işte.  Herkes birtakım güzellikler ve çirkinlikler yaşayabiliyor.

İnsana hayatta bazı şeyleri yeniden yaşama şansı verilse nasıl davranır diye düşünüyorum bazen.  Acaba yine aynı hataları mı yapar, yoksa daha farklı mı davranır?  Aslında bu tamamen insanın yapısıyla ilgili bence.  Çünkü yaptığımız hatalardan ders alıp bir daha benzer hatayı yapmamaya çalışırız.  Ama yok genelde öyle olmuyor nedense.

Neyse sabah felsefesini bırakıp Zülfü Livaneli'nin kitabına gelelim.


Adı Kardeşimin Hikayesi.
Keyifle okumaya başladım.

Balkonumdaki Filbahri









Daha önce filbahri çiçeğimden, onu nasıl arayıp bulduğumdan ve büyütmeye çalıştığımdan bahsetmiştim.  Nihayet açtı.... Ama yine hüsran çok az açtı.  Olsun bu da bana yeter diyorum.  Açan ilk çiçeği sizinle paylaşmak istedim.  Kokusu kendisinden daha güzel.  





2 Mayıs 2013 Perşembe

Kuru Domatesli Fasulye Salatası



Tam olarak bir acil durum salatası odu.  Yemek yanında salata olmadan olmuyor.  Evde de pek salatalık malzeme yoktu.  Bugün tamamen evde tembellik yaptığımdan market alışverişine gitmedim.  Birden aklıma derin dondurucudaki haşlanmış kuru fasulyelerim geldi aklıma.  Bir miktar da kuru domates vardı.  Hemen bir salata oluverdi ve çok güzel oldu.

Malzemeler:
Haşlanmış kuru fasulye
5-6 kuru domates (küçük doğranmış)
beyaz peynir (küp doğranmış)
zeytin yağ
liomon
tuz
karabiber
kuru nane
kırmızı pul biber

Malzemeleri karıştırın, salata hazır.

Afiyet olsun.



Çilek Zamanı..


Çilek çok sevdiğimiz bir meyve.  Olduğu gibi, şekersiz yemeği seviyorum.  Ama bu şekli de çok güzel oluyor.  Tavsiye ederim.

Malzemeler:

Çilek
Toz şeker
Limon suyu

Yapılışı: 

Çilekleri yıkayıp ayıkladıktan sonra yuvarlak dilimler halinde kesin. Bir kaseye koyun.  Üzerine 1-2 yemek kaşığı toz şeker ve yarım limon suyu ilave edip iyice karıştırın.  Bir süre buzlukta, ya da deep freeze'de bekletin. Sonra afiyetle yiyin.

Dün aldığım çilekler çok güzeldi.  Bu şekil yapamadan hemen bitti.  Darısı bir sonraki çileklere.